22 Kasım 2011 Salı

Sarı Çarşamba

Yaklaşık 4 aylık bir aradan sonra tekrar buradayım :)
Aslında hep buralardayım; ama okuyucu ve gezgin olarak. ''E madem açtın bu blogu neden geziniyorsun da yazmıyorsun'' da diyebilirsiniz tabii. Ama çok geçerli nedenlerim vardı. Ve en önemlisi de biraz can sıkıcı doğrusu :( Ne zamandır bütün yaptıklarımı ya da gezdiklerimi toparladığım fotoğraf arşivim yerle bir oldu. Kurtarılabilir mi çabalarım pek sonuç vermedi. Bugünlerde son denemelerimi de yapacağım yine de. En çok da tüm hatıralarımın uçup gitmesine üzülüyorum tabii ki....
İşte bu nedenle, elimde önceden birikmiş ve paylaşmak adına sakladıklarımın tamamı yok oldu :((

Artık yenilerini yapmam gerekiyor hızlıca :)

Hatta geçen gün kardeşimin eşinin yaptığı bir kurabiyeyi beğenip hemen denedim. Hatta fotoğrafladım da, ama onu daha sonra paylaşmam gerekiyor diye düşündüm. İlk ve tek yazımın da kurabiyeyle ilgili olduğunu gözönüne alırsak, bu blogun bir yemek blogu olduğunun düşünülmesini istemem açıkçası. Tabii yanlış anlaşılmasın kötü olan bir yemek ve kurabiye blogu olması değil, usta bloggerlara saygısızlık etmek :))

Zaman zaman minik denemeleri ve hediye kurabiyeleri paylaşmayı sürdüreceğim tabii ki :)

Bu uzun girişten sonra geleyim bugüne. Elimdeki bitmemiş işlerden ve kurabiye denememden bahsedip yazamadığım, ama yazmayı da istediğim için düşünüyordum ne yapabilirim diye. İşte tam da bunları düşünürken bugün bir arkadaşım sürpriz yapıp ofise ziyaretime geldi. Pek sıkılgan ve bezgin bir hali vardı. O da bu aralar oturup tembellik yapma özleminde benim gibi :) ...Penceremden dışarı bakıp bahçedeki ağaçları gördüğünde ''Ne sıkıcı ve Sarı bir Çarşamba bugün'' dedi. Oysa ben bayılırım sonbahara, hatta en sevdiğim mevsimdir. Veeee işte o an hemen bu Sarı Çarşambayı bloguma yazabilirim diye düşündüm.

İşte Sarı Çarşamba'nın Sarıları...
















2 Ağustos 2011 Salı

İlk Pasta ve Kurabiye Denemesi...

Daha önce söylediğim gibi, uzun zamandır bloglarda geziniyorum.Hem takip ettiğim bloglarda hem de gün içerisinde rastladıklarımda elişleri ve hobi çalışmalarının yanısıra, pasta ve yameğe dair de paylaşımlar görüyordum.

Hiç bir zaman mutfakla ilgili hayallerim olmadı. Evlenene kadar pilav bile kardeşimle anılırdı. Annem dışarıda olduğunda 'pirinç ıslatın' diye kardeşimi arardı :) Lise çağlarında öne çıkan gençlik istekleri arasında sayabileceğimiz hiç birşeyi değil, mutfak aletleri isterdi annemden :) Ben ise tamamen tüketim amacıyla uğrardım mutfağa...Evlendikten sonra, garip biçimde ilgilenmeye başladım. Mecburiyetler, ilgileri de ortaya çıkardı sanırım. 



Gelelim kurabiyelere :) Hayattaki en değerli varlığımın papucunu dama atar gibi yapan başka bir aşk girdi hayatımıza... Canım yeğenim...Henüz 1,5 yaşında ve hep güzel anıları olsun istediğim için, özel bir 1. doğumgünü olsun istedim. Her ne kadar o bu planları anlamayacak yaşta olsa da, ileride bakıp keyif alacağı fotoğraflar ve anılar olsun istiyorduk. Hem süslemeler hem de O'na özel kurabiyeler yapılması gereken ilk işlerdi. Doğumundan önce ve sonra hep bir şekilde ''fil'' ile kesişti yollarımız. Ve doğumgünü temesı da otomatik olarak fil oldu. İşte filli pastası ve kurabiyeleri...



31 Temmuz 2011 Pazar

Ve Buradayım :)

Uzun zaman önce ismini koyduğum; ama bir türlü içini dolduramadığım sayfamdayım nihayet ! Bir süredir blogları izliyorum.Bir tür ''blog seyyahı'' da diyebilirim kendim için :) Şu anda burada olduğunuza ve bu satırları okuduğunuza göre siz de seyyahlardan sayılırsınız.
Birçok konuda ilgi ve heveslerim olmasına rağmen, şimdiye kadar hiç birine yeterince ilgi gösteremedim sanırım. İlgi gösterdiklerim de ya fotoğraflarda ya da bitmemiş halde çalışma odamda esir kaldılar diyebilirim :) Umarım bu blogla hem onları  hem kendimi hem de yeni heveslerimi özgürlüğe kavuşturacağım...
Bana ilham veren sevgili Ayda'ya teşekkür ediyorum.Umarım Ayda'nın blogu'ndan zevk aldığınız kadar benimkini de seversiniz...